Sıkça Sorulan Sorular

Hizmetlerimizden yararlanmadan önce sıkça sorulan sorulara göz atarak birçok detaya kolayca ulaşabilirsiniz.

Damarsal (vasküler) nedenli tüm sertleşme problemlerinde etkilidir. Hafif ve orta derece hastalarda başarı oranı %80’in, ağır derece hastalarda ise %60’ın üzerindedir. Damarsal nedenli sertleşme problemi, tüm hastaların yaklaşık %70’ini oluşturmaktadır ve bunlar arasında en büyük grup, şeker hastaları ve koroner damar hastalarıdır. İlaç tedavisinin bilinen yan etkileri ve ters etkilerine ek olarak, koroner kalp hastalarındaki riskleri, önceden planlama gereksinimi ve ilaca bağımlılık gibi nedenlerden dolayı hastaların %50’si ilaç kullanımını bırakmaktadır.

Ayrıca tedavinin, ilaçlara yanıt vermeyen ve iğne ile protez tedavisine yönlendirilmiş ağır sertleşme problemi olan hastaları da ilaçlara cevap verir hale getirdiği gösterilmiştir.

Her seans yaklaşık 15-20 dakika sürmektedir. Tedavi protokolü, haftada bir kez olmak üzere 4 seans sürmektedir.

Tedavi tamamen güvenlidir. Hiçbir müdahale veya girişim yoktur. İlaç kullanımı söz konusu değildir. Tedavi sırasında ve sonrasında bugüne kadar bildirilen herhangi bir yan etkisi bulunmamaktadır. Her seans sonrasında hastalar, beklemeksizin günlük hayatlarına dönebilirler. Günlük hayatlarında herhangi bir kısıtlama yoktur.

Penis dokusunda mikrotravmalar oluşturarak iyileşme sürecini başlatan bu durum, yeni kan damarlarının (anjiyogenez) oluşumunu teşvik eder ve böylece penise daha fazla kan akışı sağlanarak sertleşme kalitesi artar.

Erken boşalmanın sık görülen nedenlerinden biri, penis başı (glans penis) ve çevresindeki sinirlerin aşırı hassasiyetidir. Şok dalga tedavisi, bu bölgedeki sinir uçlarını geçici olarak duyarsızlaştırarak (desensitize ederek) boşalma refleksini baskılayabilir ve böylece boşalma süresini uzatabilir; yani hassasiyetin azalması, boşalmanın gecikmesini sağlar.

Peyronie hastalığında penis içinde fibröz plaklar oluşur ve bu durum eğrilik ile ağrıya yol açar. Şok dalga tedavisi, plaklar üzerinde mikrotravmatik bir etki yaratarak dokunun kademeli olarak zayıflamasını, yumuşamasını veya küçülmesini sağlayabilir; özellikle sert plakların daha esnek hale gelmesiyle eğrilikte hafif düzelmeler görülebilir.

Kronik prostatitli birçok erkekte pelvik taban kaslarında kronik gerginlik ve spazm görülür. Şok dalga tedavisi bu bölgedeki kaslara uygulandığında spazmları çözebilir, kas-iskelet sistemi kaynaklı ağrıyı hafifletebilir ve böylece fiziksel rahatlama sağlayarak pelvik ağrıyı azaltabilir; ayrıca idrar semptomlarında (sık idrara çıkma, zorlanma vb.) ve cinsel fonksiyonda iyileşmelere yol açabilir.

Düşük yoğunluklu şok (ses) dalga tedavisi, 2000 yılından beri kardiyoloji alanında iskemik doku tedavisinde başarıyla kullanılmakta ve kalpte az kanlanan iskemik dokularda kanlanmayı artırmaktadır. Önce yansıtılıp sonra odaklanarak uygulanan şok dalgaları, kalpte olduğu gibi peniste de ince yeni damarların oluşumuna yol açarak kanlanmayı artırmakta ve böylelikle başarılı sertleşme yeniden sağlanmaktadır. Başarılı sertleşme, penisteki kanlanmanın yeterli olmasına bağlıdır.

Günlük hayatınız ne gerektiriyorsa o şekilde gelebilirsiniz özel bir şey yapmanıza gerek yoktur.

Günlük hayatınıza engel değildir özel bir uygulama yapmanıza gerek yoktur.

Kötü beslenme, sigara kullanımı, stres ve kronik hastalıkların çağımızda sıklıkla görülmesinden ötürü 20 ila 75 yaş aralığında hastalarımız bulunmaktadır.

Tüm dünyada yaygın bir tedavidir. Başta Amerika, Almanya, Fransa, İtalya ve birçok Orta Doğu ülkesinde en prestijli klinik ve hastanelerde Renova kullanılmaktadır.

Tedavi gören hastalar, ikinci haftadan sonra farkı hissetmeye başladıklarını ve tedavi bitiminden 1 ay sonra en yüksek düzeye ulaştıklarını belirtmektedir. Kalıcı etki ise, 4 seansın bitiminden itibaren yeni damarların oluşumuyla gerçekleşmektedir. Yapılan klinik çalışmalarda, tedavi ile kazanılan başarının 2 yıl boyunca devam ettiği gösterilmiş, daha uzun süre kalıcı etkiyi gösteren bilimsel çalışmalar ise halen devam etmektedir.

İleride tedavi tekrarlanmalı mı? Genellikle, ağır hastalar dışındaki hastalarda tekrara gerek duyulmamaktadır. Ancak, girişimsel olmayışı, ağrısız ve yan etkisiz oluşu nedeniyle tedavi tekrar edilebilir. Ağır hastalarda ise tedavinin tekrarı, başarıyı artırmaktadır.

Tedavi, kliniklerde ve hastanelerde uygulanmaktadır. İstenildiği takdirde, hasta ismi tamamen gizli tutulmaktadır. Tedavi, yalnızca tedavi veren doktor veya teknisyen eşliğinde, özel bir odada, hasta mahremiyetine azami özen gösterilerek yapılmaktadır. Hastanede yatmayı gerektiren bir tedavi değildir.